28 Haziran 2016 Salı

Yazarın emeklisi zor bulunur!


Pulitzer, Ulusal Kitap ve Faulkner gibi saygın edebiyat ödüllerinin sahibi Amerikalı yazar Annie Proulx (80), geçtiğimiz hafta verdiği bir söyleşide yeni romanı ‘Barkskins’in (2016) yazdığı son eser olduğunu duyurdu. Üretken yazarın, yazıya vedasının ardında ise tükenen enerjisi değil, PR çalışmalarına, okumalara ve imza günlerine daha fazla dayanamaması yatıyor. Türkçede, sinemaya da uyarlanan Brokeback Dağı eseriyle bilinen Proulx’un bu sözleri, yazarların emekli olup olamayacağı tartışmasının yanı sıra yazmayacağını duyurup bir daha kaleme sığınan yazarları gündeme getirdi.

Okurlar hatırlayacaktır, geçtiğimiz yıllarda Stephen King, Alice Munro ve Anne Tyler gibi isimler yazmayacağını duyurup yeniden kitap çıkardı. Philip Roth ise emeklilikten sonra henüz bir kitap yayımlamadı. Eleştirmenler, bu örneklerden yola çıkarak yazarların emeklilik ilanlarının çok da dikkate alınmaması gerektiği görüşünde.

YAZMAK ZANAAT MI?

Ferit Edgü’nün dediği gibi, ‘belâlı bir uğraştır yazmak’. Okur da yazar da bilir ki, yazı denen hastalık öyle kolay kolay iflah olmaz. Fakat yazmayı bırakma konusunda iki ayrı cenahtan söz edilebilir. Birinci türden yazarlar için yazmanın varoluşsal bir anlamı var, onu zanaat, profesyonel bir iş olarak görüp vakti geldiğinde emekli olmak, çekip gitmek çok da kabul edilebilir bir durum değil. İkincisi için ise yazmak bir zanaat ve böyle olduğu için de zamanı geldiğinde bırakıp gitmek gerekiyor. Guardian’da yazan eleştirmen John Dugdale, kelimeleri çok hassas seçen yazarların bu emeklilik işini nasıl yanlış algıladıklarına dikkat çekerken, yazarlığın ofis hayatına dayanan diğer profesyonel işler gibi olmadığı kanaatinde.

Emekliliğini duyurup yeniden yazanların başında Stephen King geliyor. 2002’de, ‘kariyerinin zirvesinde’ yazmayı bıraktığını duyuran yazar, sonrasında 17 kitap kaleme aldı. Alice Munro, 2006’da emeklilik işareti verdikten sonra bir öykü kitabı yayımladı ve Nobel kazandı. Amerikalı yazar Anne Tyler ise 2013’te “Yeni bir kitap yayımlamak istemiyorum.” dedikten sonra Vinegar Girl kitabını yazdı; eser 2015 Man Booker ödülünün kısa aday listesine girdi. Emeklilik tartışmasını asıl ateşleyen ise Philip Roth’tur. Amerikalı yazar, 2013’teki bir söyleşisinde, edebiyattan emekli olduğunu ve yazmayı bıraktığını söylemişti. Bilgisayarının kenarına iliştirdiği ve her sabah bakıp güç aldığı küçük bir nottan bahsediyordu Roth: “Yazmakla mücadele sona erdi.” Roth, sözünü tutarak henüz yeni bir eser yayımlamadı fakat çekmecesinde tıpkı Salinger gibi kitaplar biriktirdiği kesin.Annie Proulx

‘AVUCUNDAKİ CAN KUŞU…’

Gabriel García Márquez de 2006’da verdiği bir söyleşide emeklilik kararını açıklamıştı: “2005 yılını izin yılı olarak kullandım. Bilgisayar başına oturmadım. Tek satır bile yazmadım. Bu hayatımın yazmadan geçen ilk senesi.” Bu kararından sonra eser yayımlamayan yazarı 2014’te kaybettik.

Munro ve King gibi örnekleri düşününce eleştirmenlerin ‘emeklilik’ duyurularına mesafeli olmak gerektiği uyarısına hak vermeliyiz. Salâh Birsel, bu türden durumlar için ‘avucundaki can kuşunu uçurmak’ demişti. Bu da her yazarın göze alacağı bir şey değil. Daha da ötesinde, tüm dünyanın koca bir uğultuya boğulduğu bu zamanlarda, yazarın kelimelerle yapacağı çok iş var!

18 Haziran 2016 Cumartesi

Şiirin ölüp gittiği yok!



Dünyanın en büyük altı yayıncısından biri olan Penguin 1960 ve 1970’li yıllarda Modern Şairler başlıklı yirmi yedi kitaptan oluşan bir şiir dizisi yayımlar. Genel okura çağdaş şiiri tanıtmayı amaçlayan ve bir hayli ilgi gören seride Geoffrey Hill, Edwin Brock, Allen Ginsberg, Gregory Corso ve Lawrence Ferlinghetti gibi isimler vardır. Aralarında Roger McGough, Brian Patten ve Adrian Henri gibi şairlerin bulunduğu The Mersey Sound adlı antoloji ise yarım milyona varan bir satış rakamına ulaşır. 1990’lara gelindiğinde ise Penguin bu seriye ara verir.

Yayınevi hafta içinde Modern Şairler dizisine yeniden başlama kararı aldığını duyurdu. 20 yıldan sonra yeniden modern şairler serisine başlayan yayınevinin bu kararın ardında dünyada şiire olan ilgi yatıyor. Şiir için heyecanlı bir döneme girildiği kesin. Britanya ve Amerika’da bu türe olan ilginin nedeni, yeni nesil genç şairler arasında deneysel şiirin yaygınlaşması ve internet ortamında şiire kendine daha da yer alması bu ilginin nedenini biraz olsa açıklıyor. Şiirin sahneye taşınması, şiir atölyeleri, okumalar ve yazarlık atölyeleri de bu gelişmede büyük bir etken olarak yer edinirken, yayınevi de bu gelişmelere ve ilgiye kayıtsız kalmayarak bu seriye girişmiş, yeniden şiire dönmenin zamanının geldiğine inanan Penguin, genel okura çağdaş şiiri tanıtma amacıyla yeniden yola koyulmuş durumda.

Yeni şairler yeni okurlar

Modern Şairler serisinin her kitabında üç günümüz şairine yer veriliyor. Günümüz şiirinin zenginliğine ve çeşitliliğine dikkat çeken seri okura yeni isimleri keşfetme imkanı sunuyor. Temmuz’da yeni kitaplarını yayımlamaya başlayacak yayınevinin ilk kitabı If I’m Scared We Can’t Win ve antolojide Anne Carson, Sophie Collins ve Emily Berry yer alacak. Serinin ikinci antolojisi Controlled Explosions’da ise Michael Robbins, Patricia Lockwood ve Timothy Thornton’un gibi isimlerin şiirleri boy gösterecek.

Her üç ayda bir yeni bir antoloji yayımlamayı planlayan Penguin, şimdiden 12 kitabın hazırlıklarını tamamlamış gibi. 1960’lardaki serinin oldukça başarılı bir seyir izlediği göz önünde bulundurulursa, bu yeni serinin meraklılarını heyecanlandıracağını söylemek çok da zor değil. Batı’da şiirin ölüp gittiği yok bu modası geçmiş tartışma biz de sıcaklığını korusa da, insanlar okuyor, yazıyor ve üretiyor. Kitapçılarda diğer edebiyat türlerinin şiiri bir kenara itip işgal etme gibi bir gücü de yok. Keats’in dediği gibi “şiirin görünmez kanatları” kendi coşkusunu çoğaltarak her yere yayılıyor.