6 Şubat 2016 Cumartesi

İstanbul'a gelecek Zero'nun kurucusu Heinz Mack'ın atölyesinde


Almanya'nın yaşayan en önemli sanatçılarından ressam ve heykeltıraş Heinz Mack (1931), Sabancı Müzesi'ne konuk oluyor. Mack, II. Dünya Savaşı sonrasında Almanya'daki Nazi karanlığını ve kasvetli ortamı dağıtmak üzere ortaya çıkan ve bütün kalıpları kıran “Zero” (Sıfır) akımının Otto Piene ile kurucusu. Alman modernist akımının bu önemli ustasının eserleri yakın zamanda Sabancı'daki ZERO sergisindeydi. 18 Şubat'ta açılacak ‘MACK. Sadece Işık ve Renk' adlı sergiyle, sanatçının 60 yıllık sanat üretiminden heykeller, ışıklı sütunlar ve rölyefler sunulacak. Son nesil klasik Avrupa sanatçılarından biri olan Mack'ın Almanya'nın Düsseldorf kentindeki atölyesini, sergi öncesinde bir grup gazeteciyle gezdik.

Düsseldorf'a vardıktan sonra ilk durak Mack'ın eserlerini sakladığı, sanayi bölgesindeki deposu oldu. Sanatçı bizi kapıda karşılarken, ilerlemiş yaşına rağmen enerjisi ve hayat dolu olması göze çarpıyor. Günlerdir soğuk ve yağmurlu havanın etkisinde olan Düsseldorf, güneşli bir güne başlamıştı. Bahçedeki heykelleri işaret edip, “Bakın hava güneşli olunca eserler böyle ışıklanıyor.” diye heyecanla konuşuyor. Heykellerinde, demir, kum, tahta, cam ve seramik gibi çeşitli materyaller kullanan Mack ışığa olan tutkusuyla biliniyor. Atölyesindeki yüzlerce eser bu ışık dilini hep birlikte konuşuyor.

Hemen atölye turuna başlayan Mack, paketlenmek ve müştelerine gönderilmek üzere malzemelerini depoda biriktiren bir fabrikayı andıran kocaman iki atölyesiyle herkesi şaşırtıyor. Bu depoların elektriğinden ısıtmasına kadar her şeyiyle ilgilenen Mack, gözü gibi baktığı eserlerinin sayısını kendisi bile hesaplamakta zorlanıyor. Sanatçının bu düzeninin ardında her ikisi de sanat tarihçisi olan karısı Ute ve kızı Marie-Valeria yer alıyor. Mack'in, piyasada çokça görülen ve eleştirilen asistanlar ordusuyla çalışan (Anish Kapoor, Damien Hirst ve Antony Gormley) gibi isimlerden uzak bir sanat pratiği var. Depo gezisinin ardından ikinci durak, Mack ile 17. yüzyıldan kalma hem atölye hem de ev olarak kullandığı alçakgönüllü çiftlik evi oluyor. Bahçedeki heykeller ve kendi tasarladığı atölyesini göstererek, “Buradaki heykelleri, tabloları hep kendi ellerimle yaptım, ben elleriyle çalışan bir sanatçıyım.” diyor.

‘Sanat zulme ve acımasızlığa karşı bir sestir'
Doğu ile Batı kültürlerinden beslenen ve İslam sanatlarına ilgisini sık sık dile getiren Mack, bu atölye turundan sonra bir basın toplantısı düzenledi. Mack'ın sanatçı, felsefeci kimliğiyle gazetecilere söyleyecek çok şeyi var. İstanbul'daki sergi için çok heyecanlı olduğu her halinden belli. Doğu-Batı buluşmasına önem veren Mack, “Eserlerimde ideoloji yok. Kendi bireyselliğimi derinlerde tecrübe ediyorum.” diyor. Gölge ve ışığa önem verdiğini belirten Mack, “Her materyalin kendi dili var, onu öğrenmek lazım” diye de öğütlüyor. Sanatçı ve ideoloji ilişkisine değinen Mack, “Sanatçı politik olanla yakınlık kurduğunda özgürlüğü elinden alınır. Bu tarih boyunca öyle olmuştur. Ben özgür bir sanatçıyım, hiçbir politik güç bana ne yapmam gerektiğini söyleyemez. Bu yüzden kendi eserlerimle Türkiye'deki sanatçılar üzerinde bir etki veya ilham kaynağı olabilme temennisi içindeyim.”diyor.

Nazan Ölçer'in deyişiyle bilge bir sanatçı olan Mack, sanat piyasasının maymunu değil. Hatta kimi zaman piyasadan kendi eserlerini satın alacak kadar da işlerine düşkün. Ticari beklentinin yüksek olduğu bir dönemde sanatçının özgürlüğüne sıklıkla işaret ediyor. Bir sanatçı olarak umudunu asla yitirmediğini dile getiren Mack, “Matisse, karısını ve kızını elinden alan Nazi döneminde bile resmi bırakmadı çünkü sanat zulme ve acımasızlığa karşı bir sestir.”şeklinde konuşuyor.

İstanbul'a gelecek eserlerin seçiminde çok az müdahalesi olduğunu söyleyen Mack, kendi sergisinin İstanbul'da ziyaretçisi olacağını söylüyor. Küratörlüğünü S. Ü. Sakıp Sabancı Müzesi Müdürü Dr. Nazan Ölçer ile Royal Academy of Arts Londra eski Sergiler Direktörü ve sanat tarihçisi Sir Norman Rosenthal'in üstlendiği sergi Tahincioğlu Holding katkılarıyla 17 Temmuz'a kadar görülebilecek.

Musa İğrek, Düsseldorf
Zaman Gazetesi
6 Şubat 2016


0 yorum:

Yorum Gönder