22 Kasım 2014 Cumartesi

Sanatı erkekler yönetiyor


Sanat dünyasında ‘cinsiyet’ tartışmasının evveliyatı bir hayli eski. Bu alanın erkek egemen bir güce sahip olduğunu söylemek çok zor değil, zira dünyanın önemli sanat kurumlarındaki koltuklara senelerdir erkekler kurulu. 2002’den bu yana güncel sanat dünyasında en etkili 100 ismi duyuran ArtReview, 2014 isimlerini geçtiğimiz günlerde açıkladı. Listenin geneli şaşırtıcı bir tablo sunmazken, erkek egemen bir sanatla kuşatıldığımız bir kez daha açığa çıkmış oldu. Listedeki önemli sanat kurumlarının yöneticilerinin pek çoğu erkekken, Amerikalıların ağırlıklı olduğu listenin ilk on ismi şöyle: Nicholas Serota (İngiltere), David Zwirner (Almanya), Iwan Wirth (İsviçre), Glenn D Lowry (Amerika), Marina Abramovic (Sırbistan), Hans Ulrich Obrist ve Julia Peyton-Jones (İsviçre, İngiltere), Jeff Koons (Amerika), Larry Gagosian (Amerika), Marian Goodman (Amerika), Cindy Sherman (Amerika). Bu arada listede 69. sırada yer alan SALT Araştırma ve Programlar Direktörü Vasıf Kortun da yer alıyor. Liste; sanatçı, sanat dünyasının yöneticileri, küratör ve koleksiyonculara yer veriyor.

Son on yılda erkek egemen kültürün, biraz hafiften de olsa kadına yer açmaya meyilli olması çok da yeterli değil. Sanatsal üretimde kadının temsilden öte aktif bir rolü olduğu kabul edilmesinin yanı sıra sanat piyasasında kadın sanatçıların ürettiği eserler satış listelerinde kendine kolayca yer edinebiliyor. Fakat bunun yeteri kadar tatmin edici olduğunu söylemek güç. Bu konuda kafa yoranlar, bu rakamlara çok da aldanılmaması gerektiği kanaatinde. Bunun yanı sıra geçtiğimiz mart ayında yayımlanan önemli bir rapor, kadının sanat dünyasında bu görünmezliğini bir nevi onaylamıştı. Sanat müzelerindeki yönetici cinsiyet farkına odaklanan araştırmanın bulguları, bir hayli dikkat çekiciydi. Amerika merkezli Sanat Müzesi Yöneticileri Birliği’nin öncülüğünde hazırlanan rapora göre, piyasada yüzde 42 orana sahip kadınlar erkeklere göre daha düşük maaş alıyor. Müzelerin kadınlara emanet ettiği bütçe de erkeklere oranla daha düşük bir seviyede. Kadın müze yöneticileri büyük sanat kurumlarından öte, belli bir alana odaklanan butik müzelerde, galerilerde ve üniversitelere bağlı mekânlarda kendine daha fazla yer ediniyor. Bu mekânlarda iyi işler üreten yöneticilerin varlığı maalesef biraz görünmez kalıyor. Rakamların önümüze çıkardığı tablo, Amerikalı sanat tarihçisi Linda Nochlin’in 1971’de yazdığı ve büyük bir kırılma olan meşhur makalesi ‘Neden hiç büyük kadın sanatçı yok?’ sorusunu müzelerdeki yönetim açısından akla getirirken, erkeklerin köşeleri kaptığı sanat yöneticiliğinde, kadınların ayrılan payın genişlemesi biraz daha zaman alacak gibi.

Türkiye’deki duruma baktığımızda ise dünyadaki diğer sanat müzelerinden farklı bir tablo yok. Devlet müzelerinde erkek egemen bir tablo hâkimken, özel müzelerde ise bu güç yerini bir nebze kadınlara bırakıyor. Türkiye’deki durumu özetleyen kısaca bir liste verirsek: Sabancı Müzesi (Nazan Ölçer), İstanbul Modern (Levent Çalıkoğlu), Pera Müzesi (Özalp Birol), Baksı Müzesi (Merve Kavalı), Sadberk Hanım Müzesi (Hülya Bilgi), Topkapı Sarayı Müzesi (A. Haluk Dursun), İstanbul Arkeoloji Müzesi (Zeynep Kızıltan), Ayasofya (Hayrullah Cengiz), Türk İslam Eserleri Müzesi (Seracettin Şahin), İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi (Ömer Severoğlu), Rezan Has Müzesi (Ahu Has), Salt (Vasıf Kortun), Konya Mevlânâ Müzesi (Erdoğan Erol).

Musa İğrek
Zaman Gazetesi
22 Kasım 2014



0 yorum:

Yorum Gönder