18 Ağustos 2013 Pazar

Oyun kahramanımız romancı!



Edebiyatta özellikle baba-oğul ilişkisi çokça işlenen temalardandır. Kopuk, gergin ve sürekli çatışan bir ilişkiler ağı kendini belli eder. Hele yazar bir babanın/annenin çocuğu olmak başlı başına bir başka çatışmanın/buluşmanın alametidir. Tüm babaları yazar zannederek büyüyen Cahit Zarifoğlu’nun kızı Betül Zarifoğlu Koç’un, evdeki çoğu vaktini yazmakla geçiren babasına dair anlattıklarını dinleyelim: “İlkokul 2. sınıfta, bir arkadaşımın evinde daktilo olmadığını öğrendiğimde hayretle ‘Peki baban yazılarını neyle yazıyor?’ diye sormuştum. O konuşmayla kavradım, bütün babaların yazar olmadığını.”

Amerikalı yapımcı Kent Hudson, bir yazar için iş, eş ve çocukları arasında denge tutturmanın zorluğundan yola çıkarak bir bilgisayar oyunu geliştirdi. Romancı (The Novelist) adlı bu oyun, bir yazarın iş hayatında başarıya ulaşmak için yaptığı seçimleri ve bunları yaparken ihmal edebileceklerini konu alıyor. Bu ayın sonunda satışa çıkması planlanan Romancı, oyun dünyasında merakla bekleniyor. Oyunun resmi sitesinden (http://www.thenovelistgame.com) ön satışlara başlayan Romancı, 14.99 dolara alıcı buluyor. Türkiye’den de Romancı’nın meraklıları oyunun Türkçe versiyonu için harekete geçmiş durumda.

MUTLU ROMANCININ HUZURLU AİLESİ

‘Hayallerinize, sevdiğiniz insanları bir kenara itip ulaşabilir misiniz?’ sorusunun peşine düşen Romancı’nın kurgusu şöyle: Dan Kaplan adlı romancı, bir baba ve eş olarak hayatının en önemli eserini yazma sürecinde zorluklar yaşar. Kaplan ailesi bu yüzden deniz kıyısında bir eve yerleşir. Evde üçünden başka, Kaplan ailesinin bireylerinin düşüncesini okuyabilen, gizemli bir hayalet vardır. Bu hayalet aslında bilgisayarın başındaki oyunu yöneten kişidir. Bu gizemli hayalet dışarıdan müdahalelerle (tıklamalarla), ailedeki bireylerin hayatlarını yönlendirmeye çalışır, lakin oyunu kazanmak için varlığını hissettirmemek zorundadır. Ailenin hayatı bizim hayaletin katkılarıyla gelişir ve oyunu oynayan, Kaplan ailesinin fertlerinin birbirlerini ihmal etmeyeceği bir ortam oluşturmaya çalışır. Oyun her başladığında yeni bir hikâyeye açılır. Gizemli hayalet bir dedektif gibi ilişkileri çözmek ve karakterlerin ne istediklerini anlamakla yükümlüdür. Oyunda bölümler ilerledikçe evdeki her bir bireyi yakından tanımak, gizemli hayaletin işini kolaylaştırır.

“BİZ BABACIĞIM, BİRBİRİMİZİ BÖYLE ANLAMADAN SEVDİK”

Kaplan ailesindeki her bireyin mutluluğu için çalışmak ve en önemlisi, Dan Kaplan’ın romanını en iyi şekilde bitirmesine yardımcı olmak öyle kolay bir iş olmasa gerek, zira yapılan her seçim hikâyenin gidişini ve ailenin mutluluğunu etkileyecektir. Romancı oyunu, Tolstoy’un meşhur Anna Karenina’sının girişinde söylediği cümleyi andırıyor biraz da, “Mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz ailenin ise kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.” Oyunun yapımcısı Kent Hudson, Romancı’nın bir bilgisayar oyunu olmanın ötesinde, kişinin hayatta yaptığı seçimleri sorgulayan ve bunlar üzerine kafa yormayı gerektiren bir tarafı olduğunu söylüyor.

Yazarlığın doğasından olsa gerek iş, eş ve çocuk ağında bir denge tutturmak öyle kolay olmuyor maalesef. Artık oyunlara bile konu olan yazarlığın zorluğu her edebiyatçı için farklı hatta kimi zaman öyle dışarıdan müdahaleye açık değil. Nar’ın babası şair Haydar Ergülen’in, Kitap Zamanı’nda Murat Tokay ile söyleşisinde dediği gibi: “Şiir azaldı çünkü artık gece tamamen Nar’a ait. Şiiri gece yazardım, sabaha kadar oturduğum çok olmuştur. Ama baba olunca en geç on ikide yatıyoruz. Öyle olunca düzyazı çoğaldı, şiir azaldı. Şiiri gece yazamadığım için bazen akşamüstü başlıyorum.”

Romancı, elbette bir oyunun ötesinde pek çok tartışma ve yoruma müsait, fakat edebiyattan beslenen bir damarın, teknolojinin tam da ortasına konması en güzel haber olsa gerek. Kim bilir belki de oyunun sonundaki gelişmeler, tıpkı Oğuz Atay’ın babasına yazdığı mektuptaki gibi olur: “Galiba biz babacığım, birbirimizi böyle anlamadan sevdik”.

Musa İğrek, Londra
Zaman Gazetesi
18/8/2013

7 Ağustos 2013 Çarşamba

Yayıncılar dev birleşmeden endişeli



İngiltereli bağımsız kitapçılar geçtiğimiz günlerde dünyanın en büyük kitap devi Amazon'un önlenemez yükselişi karşısında yeni bir eylem başlatmıştı: “Mahallenizdeki kitapçıdan alışveriş edin.” Eylemi başlatan kitapçılar özellikle kişisel web sayfası olan yazarlara seslenerek, sitelerinde kitaplarının satışı için okurlarını Amazon'a yönlendirmemesini istedi. Pek çok yazar bu çağrıya kulak verdi ve sitelerinden Amazon'un linkini kaldırarak okurlarından en yakınlarındaki kitapçıdan alışveriş yapmalarını istedi.

Yeni yaşanan gelişme ise dünyanın en büyük yayınevlerinden Penguin ve Random House'un geçtiğimiz ayın sonunda tek çatı altına resmen girmesi. Dünyanın önde gelen iki büyük yayınevinin bu birlikteliği hem bağımsız kitapçıların hem de butik yayıncıların yeni derdi. Apple, Amazon ve Google'un karşısında yenilmemek için birleşen Penguin Random House ‘şimdilik' kitap pazarının dörtte birini elinde bulunduruyor ve yeni dönemle birlikte yılda 5 bin farklı başlıkta kitap yayımlamayı planlıyor. Bu birleşmeden sonra dünyanın en büyük altı yayıncısı Simon and Schuster, Harper Collins, Random House, Macmillan, Penguin ve Hachette listesi, beşe düşmüş oldu. Haliyle bu iki dev yayıncının birleşmesi butik yayıncılara ve bağımsız kitapevlerine ayrılan alanı gittikçe daraltıyor. 

İki büyük yayınevinin kuruluş hikâyeleri ve arkalarındaki ‘güç' ise bahsedilmeye değer. Penguin 1935'te Allen Lane tarafından Londra'da kurulur. Lane, tüccar bir zekâyla Ernest Hemingway ve Agatha Christie'nin kitaplarını bir paket sigara fiyatına satmaya başlar, kitaplar epey rağbet görür. 1924'te Bennett Cerf ve Donald Klopfer tarafından New York'ta kurulan Random House ise klasik eserleri geniş kitlelere yaymakla işe başlar. Her iki yayınevi de sırtını iki büyük medya devine dayar. Random House'un ardında Alman medya devi Bertelsmann, Penguin'in ardında ise Financial Times gibi pek çok yayının sahibi olan Pearson var. Bertelsmann, ortaklığın yüzde 53'üne, Pearson da yüzde 47'sine sahip durumda. New York'ta merkezini kuran Penguin Random House, yayıncılık dünyasında yeni bir yönetim modelinin de habercisi. Penguin Random House'un yöneticileri ise bu birleşmeden hayli memnun.

KİTAP ÇEŞİTLİLİĞİ AZALACAK

Jennifer Rankin'e göre bağımsız İngiliz yayıncı Andrew Franklin bu birleşmenin yazarlar için kötü bir haber olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Her yıl on beş bin kitabı iyi bir şekilde nasıl basar bir yayınevi? Bünyesindeki yazara kitabının özel ve önemli olduğunu nasıl hissettirir?” İngiliz Yazarlar Sendikası'ndan Nicole Solomon ise pazarı elinde bulunduran yayıncıların öyle küçük çaplı yayın işlerine pek yeltenmeyeceğini, büyük para getirecek kitaplar üzerine yoğunlaşacaklarını söylüyor. Diğer bir endişe de erkek egemen bir yönetim modelinin yayın dünyasına gittikçe hâkim olması; çünkü senelerdir kadınların başını çektiği yayıncılık dünyası üst kadrolarda hızla değişiyor ve bu işin duayenleri bir bir çekilmek zorunda kalıyor. Bir diğer endişeli senaryo ise yayımlanacak kitap çeşitliğinin her geçen gün azalacak olması.

Tüm bu gelişmelerle birlikte yayın dünyasının daha da hareketleneceği, dengelerin değişeceği ortada. Türkiye'de henüz böyle ‘dev' birleşmeler yaşanmasa da yayıncıların bu dönüşümler, yeni yönetim modelleri ve teknoloji karşısında tedbir almaları kaçınılmaz gibi duruyor.

Musa İğrek, Londra
Zaman Gazetesi
7/8/2013