19 Kasım 2006 Pazar

Bu sergiyi görmeyene aşk olsun!

"Değil midir ki 'aşk' imiş her ne var bu âlemde; değil midir 'yoğ idi levh-ü kalem, aşk var idi'; değil midir ki sevilmek murad edilmiş her âlemde; değil midir ki şevkde cezbede aşk da olsun, ne olursa olsun, ne kadar kötü olursa olsun, her hale Aşk'olsun..." Bu cümleler Dr. R. Sadri Sayıoğulları'nın 'Aşk Olsun' adlı hat sergisinden. İstanbul Sanayi Odası Odakule Sanat Galerisi duvarlarında arzı endam eden hat levhaları sanatseverleri aşk dolu bir seyre çıkarıyor. Talik yazı ekolüne bağlı olarak çalışmalarını sürdüren sanatçının bir özelliği de levhalarında hat, resim ve tezhip sanatlarını cem etmesi. 'Aşk Olsun' sergisinde, kötü anlarda, iyi anlarda, hayıflandığımızda, sevindiğimizde dilimize düşen kelimeler, hat sanatının o eşsiz estetiğinde levhalara yansımış.

Her levhanın öyküsü, geleneksel sanatlardaki derinlik ve taşıdıkları mânâ eserlerde kendini okutuyor. Sayıoğulları, çalışmalarındaki amacı şöyle açıklıyor: 'Klasik hat formlarından ödün vermeden, biraz yeni neslin beğenisini ve dikkatini çekmek maksadıyla levhalarda bu formu kullandım. O kadar hızlı bir erezyon yaşanıyor ki yaşadığımız şu dönemde, insanlara mesajınızı biraz çeşnili vermek mecburiyetindesiniz.' Hay'lar, Hu'lar, İllallahlar, Elhamdülillah'lar, Ya Hu'lar, Eyvallah'lar, Aşk Olsun'lar, Hay Allah'lar, Hayrola'lar levhaları arasında bir dervişin zikrini duyar gibi olduğunuz "Aşk Olsun" sergisi, 30 Kasım'a kadar Odakule Sanat Galerisi'nde gezilebilir. (0 212 251 46 31)

Musa İğrek, İstanbul

16 Kasım 2006 Perşembe

Şimdi 'e-meşk' zamanı

II. Bayezid ya da Osmanlı tarihçilerinin andığı ismiyle Cennetmekân Sultan Bayezid-i Velî Han, Amasya'da vali iken hat sanatını zirveye taşıyacak bir isimle tanışma imkanı bulmuş. Sadece tanışmakla yetinmeyen müstakbel padişah, Şeyh Hamdullah'tan yazı meşk etmiş. Hatta hocası yazarken hokkasını elinde tutar, hizmetinde bulunurmuş. Gel zaman git zaman İstanbul'un fatihi âlemini değiştirmiş, saltanat sırası Şehzade Bayezid'e uğramış. Tahta çıkan Bayezid'in ardından, hocası Şeyh Hamdullah da payitahta gelmiş.

Hocasının İstanbul'a geldiğini duyan padişah, ona yakın olmak için sarayın harem dairesinde oda tahsis etmiş. Daha sonra da saraya kâtip ve saray hüddamlığına muallim tayin etmiş. Atıcılıktaki maharetinden dolayı Okçular Tekkesi Şeyhi olan hattat, aynı zamanda usta bir yüzücüymüş. Üsküdar taraflarında bulunduğu zamanlarda sahile iner, gömleği ile cüz kesesini başına sarar, yüzerek Boğaz'ı geçer, Sarayburnu'nda sahile çıkar, kurulanıp giyinir, ders vermek için saraya gidermiş. Günler ayları, aylar yılları kovaladı; tarihlerin kaydettiği, ravilerin naklettiği o günlerin üzerinden beş buçuk asır geçti. Artık hocasına hokka tutan padişahlar da, derse yetişmek için Boğaz'ın aman vermez akıntısına karşı kulaç atan hocalar da kalmadı.

Dünyayı global bir köy haline getiren internet teknolojisi, gönlü sanata meyilli; ancak zamanı kıt gençlerin de imdadına yetişti. www.hatsanat.org adlı site, sanat aşkını ve meşki sanal ortama taşıyarak internet üzerinden hat dersi veriyor. 'Sanal Meşk Dershanesi' (e-meşk) adı verilen projeye özellikle Anadolu'dan yoğun bir ilgi var. İstanbul ve birkaç büyükşehir dışında hat eğitimi alınabilecek kurs ve bu konuda eğitim verecek sanatçıyı bulmanın mümkün olmaması, projeye ilginin sebebini açıklar durumda.

Gönülden kaleme akseden harflerin, kalem, mürekkep ve kağıt üçlemesinde yaşanan seyrin usta-çırak ilişkisi ile birlikte yaşanması, hat sanatının öğrenilmesinde önemli bir düstur. Sanal Meşk Dershanesi de beraberinde "İnternetten hat eğitimi olur mu?" sorusunu gündeme getiriyor. Eski devirlerde bazı hattatların kullandığı 'mektupla eğitim' geleneği düşünüldüğünde, internet üzerinden sanal eğitim, hat sanatı meraklıları için yeni ve farklı bir yöntem. Bunun, ilk defa hat eğitimi almak isteyenlerden ziyade hat eğitimi yarım kalmış ya da belirli bir seviye elde etmiş talebeler için uygun bir proje olduğunu söyleyen site yöneticileri, öncelikle hat sanatını tanıtmayı hedeflediklerini dile getiriyor.

Siteyi hazırlayanlar, "Hat sanatını nasıl öğrenebiliriz?" sorusuyla sıkça karşılaşmaları üzerine çözüm arayışlarına girmişler. Sonuçta da böyle bir yöntem bulmuşlar. Site yöneticilerinden Recep Gülşen, internet üzerinden başlattıkları hat sanatı eğitimini "Bu sistemde hat öğrencisi, yazdığı meşki belirlediğimiz web ortamına gönderiyor. Hattatlarımız da yazıları inceleyip altına uyarı, ikaz, tavsiye ve düzeltmelerini yazıyor. Bir bakıma klasik hat eğitiminin sanal versiyonu gibi de diyebiliriz." şeklinde tanımlıyor.

Site, meşk örnekleri, hat eserleri, makaleler, hikâyeler, forum sayfaları ve haberlerle meraklılarını hat sanatı konusunda bilgilendiriyor. Meşk Dershanesi'ne gönderilen meşk çalışmaları Hattat Ferhat Kurlu ve Hattat Ahmet Zeki Yavaş tarafından değerlendiriliyor. Ferhat Kurlu, bu projenin başlı başına bir hat eğitimi olmadığını, hat sanatına ilgi duyanların, bu estetik güzelliği paylaşması için bir platform niteliğinde olduğunu ifade ediyor. Ahmet Zeki Yavaş ise gerçekleştirdikleri projenin hat sanatı açısından önemli bir işlevi olduğunu, talebe ile hocanın en azından yılda birkaç kez yüz yüze görüşmesinin şart olduğunu dile getiriyor.


Usta hattatlar ne diyor?

Hüseyin Kutlu: "Altı yıldır bu yöntemle uzaktaki talebelerime ders vermeye çalışıyorum. Lakin sanal ortam hat sanatını öğrenmeye kafi değil. En azından ayda bir, hiç olmazsa üç ayda bir hoca ve talebenin görüşmesi gerekiyor. Eskilerde mektupla yapılan bu meşkler, faks ile sürdü, şimdilerde internet ile daha da kolaylaştı. (www.turkislamsanatlari.com) adlı sitemizde interaktif bir forum sitesi var. Bunun yanında uygulamayı düşündüğümüz sohbet kanalları ile geleneksel sanatları tanıtmayı amaçlıyoruz."

Süleyman Berk: "Hat, sadece şekil olarak öğrenilemez. Bu sanatı öğrenirken talebe hocadan ilim, edep de öğreniyor. Hocanın kalemi tutuşu, el hareketleri ve davranışları talebenin sanatı öğrenmesi açısından önemlidir. Mektup, faks ve internet gibi yöntemlerle gaye tam hasıl olmuyor. Geleneksel sanatlar usta-çırak ilişkisi içinde, aşkla ve uzun bir emek sonunda ancak elde edilebilir. Hat, hocanın öğretişinde gizlidir. İstanbul'a gelmeden hattat olunmaz."

Musa İğrek, İstanbul

Zaman Gazetesi

16.11.2006

4 Kasım 2006 Cumartesi

Camdan cama, bir hezarfen var!

16:16 Posted by Musa İğrek , No comments

Türkiye'nin önde gelen fotoğraf sanatçılarından Gültekin Çizgen, 2000 yılında başladığı sanatsal cam çalışmalarını, 16. İstanbul Sanat Fuarı'nda açtığı 'Camdan Cama' adlı sergi ile sürdürüyor. Çizgen, fotoğrafçılık, cam ustalığı ve ressamlığı yanında, dünyanın pek çok ülkesini gezmiş bir gezgin. Bu gezgin ruhu, ortaya koyduğu sanatta da kendini gösteriyor. Ekonomik kriz yüzünden işleri durma noktasına gelen Çizgen, zamanını değerlendirmek için camın büyülü ve derin dünyasına yönelmiş. Cam sevdasını, "Çok sihirli, çok ışıklı bir şey. Camın ışıltılı coşkusuna kaptırdım kendimi, gidiyorum." sözleriyle dile getiriyor.

Eserlerini Bilim Sanat Galerisi ve Yurt Dünya Sanat Galerisi standında sergileyen sanatçının cam çalışmaları, mimarların ve dekoratörlerin projeleri için de kullanılıyor. Camı kendi dünyasından çeşitlemelerle şekillendiren Gültekin Çizgen, fotoğraf ve resim sanatındaki ustalığını, cama da yansıtıyor. Çizgen, fotoğraf, resim ve cam üçlemesindeki bu çok yönlülüğünü içindeki 'hezarfen' ruhuna bağlıyor. Çağdaş bir hezarfen portresi çizen Gültekin Çizgen, 45 yıldır bu sanatların hayatına renk ve güzellik kattığını söylüyor.

Musa İğrek, İstanbul

Zaman Gazetesi

04/11/2006